Karaciğer gerçekten kendini yeniler mi?

Dr. Binnur Pınarbaşı Şimşek

Istanbul Ulus Liv Hospital
İstinye Üni Gastroenteroloji Kliniği

Adres: İstanbul

Karaciğerde hasar oluşturan her türlü etmen, bunlar virüsler olabilir, toksik maddeler olabilir ya da otoimmün hadiseler olabilir, bir gurup metabolik rahatsızlık olabilir, karaciğerde oluşturduğu hasar ya da hücre kaybı belirli bir bölgeye ulaştığında bu hasar, yavaş yavaş tekrarlayan seferlerle oluşan kronik hasar, zaman içerisinde karaciğer mimarisini tamamen bozmaktadır. Eğer çok ilerleyici olur ve karaciğerde oluşan hasarın nedeni ortadan kaldırılmaz ise bir süre sonra karaciğer sirozuna yol açmaktadır. Eğer hasarı oluşturan etmen, hızlıca ortadan kaldırılabilir veya tedavi edilebilirse karaciğer rejenere olarak, oluşan hasarın geri dönüşümü mümkün olabilmektedir. Burada belirleyici olan faktör, karaciğerde hasar oluşturan etkenin hücrede hasar oluşturma gücüdür. Söz gelimi, bir gurup toksik ajan örneğin mantar zehirlenmeleri, ilaca bağlı karaciğer hasarı eğer çok hızlı bir şekilde başlar ve karaciğer hücrelerinin oluşan hasarı tamir etmesine yeterli zaman kalmayacak kadar hızlı bir hasar olursa bu durum, karaciğer yetersizliği ile sonuçlanmaktadır. Buna karşın kronik etkenler ve daha yavaş hasar oluşturan etmenler söz konusu ise hasarı oluşturan etken ortadan kaldırıldığında karaciğerin hasar gören hücreleri, güçlü rejenerasyon kapasitesi sayesinde , kendini yenileyebilmektedir. Sağlıklı bir kişiden karaciğerin büyük bir parçası alınarak hasta olan kişiye takılmakta, geride sadece sol lob dediğimiz parçası vericide kalmaktadır. Bu geride kalan parça, altı-dokuz ay gibi bir zamanda, hiçbir hasara maruz kalmayan sağlıklı bireyde, rejenere olarak o kişinin hayatını idame ettirebilmesini sağlamaktadır. Karaciğer, rejenerasyon kapasitesi çok yüksek bir organdır.